Neden
yerleşmiş kara parçalarım var bilmiyorum. Dev taş ve toprak kütleleri
gibi yerleşecek kadar ne yaşadım bilmiyorum. O yüzden bir süredir bu
yerleşik kara parçalarımın belki de o kadar yerleşik olmadığından
şüpheleniyorum. Şüphe feci bir şey. Hele benim gibi motivasyon güçlüğü
çeken biri için. Sivrisinek ısırığı gibi. Kalkıp şüpheyi ortadan
kaldıracak şeyler aramaya takatim yok, ama şüphelenen yerlerimi
kaşımadan da edemiyorum. Suyun içinde hava baloncuğu gibi, süzülüp
süzülüp geri çıkıyor yukarı. Yaşamak denen faaliyette çeyrek yüzyılımı
tamamlamamın eşiğinde; yani herkesin kara parçalarının büyük tektonik
hareketleri atlatıp yer küreye kırıla kırıla yerleşip oturduğu dönemde
duyulacak his mi şimdi bu? İnsanın 23 yaşında kendini geç kalmış
hissetmesi belki de normal değil. Belki de ölüme daha yakın bir noktadan
dönüp baktığımda çok ahmakça gelecek bu gecikmişlik duygusu. Ya da yeni
zamanların usulü bu olmuş olacak. Bilemiyorum.
***
İşten ayrıldım. Çalışırken ne yaptığımı bilmiyordum, şimdi de ne yaptığımı bilmiyorum. Eskiden sürekli yalnız öleceğimi düşünürdüm. Şimdilerde sadece ölmeyi düşünüyorum. Öldükten sonra çoğu meselenin anlamsız kalacağını. Bazen tam uykuya dalacakken ya uyanamazsam diye paniğe kapılıyorum. Hayatımda yeni hiçbir şey olmadığı, kendimi öldürebilceğim fikriyle heyecanlanıp hayatta hissettiğim zamanlardan daha farklı bu. Elimde olan ama yapmayacağım bir şeyin fikriyle nabzımı hızlandırmaya benzemiyor. Elimde olmayan ve başıma gelecek bir şeyin nabzımı hızlandırmasından bahsediyorum. Uçaklar havalanırken yere çakıldığımızı, virajları alırken lastiklerin asfaltte kayıp gittiğini düşünüyorum. Düşünmüyorum daha doğrusu, tüm bu senaryolar son derece geçekçi film kareleri gibi beliriveriyorlar aklımda. Panik oluyorum, panik olmamış gibi davranmaya çalışıyorum. Kemer ikaz ışıklarına bakıyorum. Heyecanlanmıyorum, birileri kalbimi var gücüyle suyun altına bastırıyor gibi hissediyorum.
İnsan hayatının sonlanacağı ihtimalini düşündüğünde -ki hayata ilişkin ihtimal olmaktan en uzak şey sonlanması- yaptıkları ve yapamadıkları önüne diziliyor. Önüme dizilenlerden memnun değilim. Önüme dizilmeyenlerden memnun değilim. Kendimden ve hayatımdan memnun değilim. Zamanın tek bir yönünde ilerlemeye mahkum olmamızdan memnun değilim. Kararsız ve ortalama bir insan olmaktan da. Sürekli geç kalmış hissediyorum. Her an. 25 yaş bunalımı dedikleri şeyi atlatıyorum belki. Belki daha derin bir şeyler yaşıyorum, bir fikrim yok. Galiba bu zamanlar faniliğimizle yüzleştiğimiz zamanlar. Bu hayat devam etmek için fazla güzel ve ben umursamayacak kadar genç değilim artık.
1 yorum:
Yirmibeş yıl kimine göre çok çok fazla kimine göre ise daha hiç bir şeydir hayatın taşlı yollarında. Hayatın pek çok kavramı gibi bu da göreceli bana sorarsan! belki de kırılma noktasıdır, en önemli virajıdır. Bunu yine en iyi sen bilirsin. Ben mesela daha dün o kadar istedim ki hayatımın kırılma noktalarından birine dönmeyi. Çok değil hepi topu 6-7 yıl öncesine ne çocukluk ne ergenlik ne ilk gençlik yıllarıma. ama işte hayat bazen kapitalizm gibi çok acımasız. dün yok bugün var. Yarın belki?
eee sonuç? bu kadar gevezeliğin sonu vereye varacak? ben de bilmiyorum. ama ve sanırım you are not you filmini izlemelisin. ya da izleme sevdiğin başka bir şeyi yap. Ama evet, Devam et.. Çünkü her şeye rağmen çok güzel...
Yorum Gönder