21 Temmuz 2014 Pazartesi

Dün akşam ölümden döndüm. Kısaca da olsa bundan bahsetmem gerekir diye düşünüyorum. Çünkü en kendimi son her şeyi zamana bırakmaya ikna etmişken bir anda, ne kadar zamanım olduğunu bilmediğimi anlamama sebep oldu. Mutfak avizesindeki bir kiloya yakın cam küp yemek yerken aniden düşüp, gözlük çerçevemi ve saçlarımı okşayıp omzuma çarptı, yere düştü. Beynimin akmaktan bir kaç santimle kurtulduğunu fark edince oturup ağlayasım geldi. Sonra konuyla ilgili bir iki tivit attım, sabahaysa tekrar hatırlamam için kafama düşen küpün fotoğrafını tekrar görmem gerekti. İnsan başına böyle bir şey gelince (not literally) tüm hayatını gözden geçirip, işi bırakıp enteresan bir doğu dinine falan yöneleceğini düşünüyor. Bense böyle şeyler düşünmeyi, işe gidip gelene kadar erteledim bu sabah. Şimdiyse konuyu satırlara dökerek unutmayacağımdan emin olmaya çalışıyorum ve fark ediyorum ki erteleyip durduğum şeylerin çoğunu - düşünmeyi bile- aslında hiç gerçekleştirmiyorum. Ölümün suratına şöyle bir baktıktan sonra dahi hayat üzerine iki dakika düşünmeye takatim kalmamış, burada çözmem gereken ciddi bir sorun var. Hala yataktan doğrulup ne bok yediğime karar verecek enerjiyi kendimde bulamıyorum. Hayatım kafama birden inen cam küpler gibi keskin dönüşlerle ilerlemiyor, ben de direksiyonu elime almaya üşeniyorum. Çok daha sıkıcı bir hayat ve çok daha sıkıcı bir ölümüm olacağını ön görüyorum.