Bunları cep telefonumdan yazıyorum.
Şu an hayatımdan memnun değilim. Karşı masadaki stajyer in telefonundan ıslık sesi geliyor. Bir. Kaç. Saniyede. Bir. Tekrar. Tekrar. Odanın köşesinde bir kadın telefonla konuşuyor ve az sonra kavga etmeye başlayacak. Günde. Onlarca. Defa. Tekrar. Tekrar. Şu an çok sinirliyim. Ama bir şeyleri yırtamıyorum. İkinci kadın başka bir telefon açıyor. Başka bir kavga başlıyor. Yaptığımız işten nefret ediyorum. Patron masaları göz atarak koridordan geçiyor. Masamın arkasından birileri geçerken bilgisayarda açık olan sekmeleri değiştiriyorum. Yan masamdaki kız her gün sevgilisiyle başka bir hadise yaşayıp hepimizin tek sorununun bu olmasınu istiyor. Bir de kütle çekiminin nasıl çalıştığını ve dünyanın güneş etrafında döndüğünü bilmiyor. Sağıma dönüyorum
Biri el kremimi benden izinsiz kullanıp yerine koymamış. İşe girdiğim günden beri nefret ettiğim adamın telefonu yüksek sesle çalmaya başlıyor. Cep telefonu. Ofiste telefonunu sessize almayıp sağda solda bırakan herkesin kafasını ezdiğimi hayal ediyorum. Yan masadaki kız da telefonunu böyle bırakıyor. Sıklıkla da telefonunu açıp sevgilisiyle kavga ediyor. Telefonunu sessize almayan bu iki kişi de temel bilimsel konularda büyük eksiklikler yaşıyorlar. İki durumun illiyeti nedir bilmiyorum.
Hiç dolmuşta otobüste yanınıza biri oturup sizi sıkıştırdı mı? O rahatsız duyguyu hatırlamanızı istiyorum. Şu an tamamen öyle hissediyorum. Alıcısının ve nedeninin belli olmadığı bir öfke hissediyorum. Çok yorucu. Gece yatağınıza girersiniz, yan odada yüksek sesle televizyon izleniyor dur. Sesin kısılması için içeri seslenmek için çok uykulu, o sesle uyumayı kabullenmek için çok sinirlisinizdir. İşte vaktimi çoğunu bu duyguyla geçiriyorum. Haftada 6 gün, günde 10 saat. Yapacak daha iyi bir şey akıl edemediği için hiçbir şeyi değiştirmiyorum. Değiştirirsem daha saçma bir durumda kalmaktan korkuyorum. Hayatım sonuçlarından korktuğum için kendi hayatımı yaşamamakla geçiyor.
Sikicem yaşamak kadar.