(Yolumu kesen çocuğun fotoğrafını ararıyordum nereye geldim amk.)
Aslına bakarsanız, çevremde çok güzel insanlar olmasa ve ben bazen delirmesem, başıma gelen tek enteresanlık bu olacak, ve ben kendime söz verdiğim halde dallama dallama hayaller kurup bunları gerçekleştirmek için azıcık bile çaba sarf etmeyecektim. Ama öyle olmadı. İşin özü, bu ayın başında parayı bastığım gibi temmuzda Berlin'deki Muse konserine iki tane bilet aldım. Temmuz ayında mezun olmuş olabilirim, yaz okuluna kalmış olabilirim, ölmüş olabilirim, hayatımın aşkıyla tanışmış olabilirim, ağır bir bunalıma girip akıl hastanesine kapatılabilirim, bir uzvumu yitirebilirim, kısa dönem askere gidip terhis olmuş olabilirim. Ama bunların hiç biri olmayadabilir. Temmuz ayında trenler, uçaklar ve gemilerle konumumu değiştirebilir, son bir yılda hayat enerjimi sağlayan üç adamı izleyebilirim. Hayatta bir şeyler oluyor. Ve bunlardan bazılar çok güzeller. Ve biz bunları önceden bilemiyoruz. Hayat gerçekten bir kutu çikolata gibi. Fakat biz Türklerin yıllarca açılmayıp başka evlere hediye götürüp bozulmasına izin verdiğimiz nerden baksan milyonlarca kutu çikolata var. Belli de olmuyor.
Bekleyip göreceğiz. İşler yolunda gitsin diye çabalayıp, suların akıp yollarını bulmalarını bekliyorum. Tevekkül islama dair en sevdiğim şey olabilir. Bir de dünyanın adil olmak için tasarlanmamış olması. Bu ikisi çok rahatlatıcı şeyler. İnsanın duvarları yumruklamasına engel oluyorlar.
Bütün bunlar dışında, akşam saatlerinde tivitırdan yazılarımın çalındığına dair bir bilgi aldım. İnsanların böyle şeyleri görünce haber vermeleri çok güzel. Böyle olunca insanlıktan tiksindiğimi unutuyorum. Ama sonra yazılarımı çalıp, Bilge ve Sena'nın da yazılarını çalıp, utanmadan bir de yer yer değiştirerek yayınlayan OÇ'nin blogunun linkine tıklıyorum ve insanlıktan ani bir soğuma yaşıyorum. Ben genelde sorunları şiddetle çözmekten yana bir insan değilim. Tartıda ortalama 43 kilo çekiyorum. Galiba şiddet konusunda başarılı olacağıma dair içten içe şüphe duymaya hakkım var. Ama bu akşam, hayatımın en dertli zamanlarında yazdığım en dertli yazılarım çalınınca haliyle fazla sinirlendim. Uzun uzun sorunumu nasıl çözeceğime kafa falan yordum. Sonra kızın bloguna girip yorum olarak şunu bıraktım:
Canım çalmakla yetinmeyip değerli vaktinden ayırmış
bir de editörlük yapmışsın, AMASENİSİKERİM.
Bir saat kadar sonra blog silindi arkadaşlar. Cebir, hile ve tehdit bazen sorunları çözüyor. Küfür gerçekten işe yarıyor, aklınızda bulunsun. Bunu da uzun uzun yazma nedenim, neden böyle bir şey yaptığına anlam veremediğim yavşak oğlu yavşak arkadaşın buraya tekrar uğrayacağını tahmin etmem. Yoksa sizi sıkmak gibi bir niyetim yok. Gerçi sıkılırsanız da sıkılın, yavşaklar sizi ya.
Son olarak çalıntı yazılarla kişisel blog açıp, biosuna da "sadece kendimim başka da vasfım yek ekiki" yazan kızımıza, kıymetli evrak hukuku notlarım için elceğizlerimle hazırladığım ALTARIN OĞLU TARKAN capsi geliyor. Tatlım tek vasfın kendin olmak ve onu bile sıçıp batırıyorsun, zor olsa gerek.
Son olarak çalıntı yazılarla kişisel blog açıp, biosuna da "sadece kendimim başka da vasfım yek ekiki" yazan kızımıza, kıymetli evrak hukuku notlarım için elceğizlerimle hazırladığım ALTARIN OĞLU TARKAN capsi geliyor. Tatlım tek vasfın kendin olmak ve onu bile sıçıp batırıyorsun, zor olsa gerek.
Cümleten hayırlı akşamlar arkaaşlar.



