23 Mart 2013 Cumartesi

Tüm gün ve tüm gece yağmur yağdı, solucanlar durum nedir diye yüzeye çıktı. Sonra hava aniden soğudu. Kaç günlük nemin, yağmurun beslediği koca solucanlar kaldırım ortalarında kalakaldılar. Normal bir cumartesi olsaydı, botlar kampüse gelmeyecekti. Ama normal bir cumartesi olmadığından, güneşin doğmasından bir kaç saat sonra botlar gelmeye başladı. Bir solucanın çözünmesi ve kendini onca toprağa geri gömmesi için kaç saat gerekirdi bilmiyorum. Bilsem bile, en nihayetinde solucanlar gereken vakte sahip değillerdi işte.

Bugün tüm kaldırımlarda ölü solucanlar vardı.

Normal bir cumartesi solucanlara bir şans daha verirdi. Ama bu cumartesi solucanlara da insanlara da pek bir şans vermedi. Sabah haberler şöyle diyordu,

dışarı çıkmayın. gün boyu yoğun bir mutsuzluk bekleniyor. rüzgarla beraber derinizin altına işleyebilecek olan soğuklar, kaldırımın veya bir şarkının orta yerinde donakalmanıza neden olabilir. sizleri uyarıyoruz, şehrimizin güzel canlıları. yorganlarınızı terk etmeyin. deliklerinizden çıkmayın. zor bir gün olacak. içeride kalın. bol bol çay için. ingiliz müziğinden kaçının. pavese okumayın. 

Haberleri ciddiye almayanlar için cumartesinin yapabileceği bir şey yoktu. Çok fazla solucan öldü. Çok fazla dudak kemirildi. Ben az kalsın kahvaltı dahi etmemişken ölü solucanlar için ağlayacaktım. İki kere.

Yorganlarımızı terk etmek zorunda olmasak hala bu kadar güzel olurlar mı?



Hiç yorum yok: