5 Kasım 2012 Pazartesi
ilumine Kafalar
Şu anki kafa durumumu temsilen sizlerle bir Matt Bellamy fotoğrafı paylaşıyorum güzel kardeşlerim. Ben de istemezdim açıkçası, ruh halini sevdiği müzisyenlere ait fotoğraf ve giflerle ifade etmeye çalışan yalnız "socially awkward" insanlardan biri olmak. Ama şu fotoğrafı gördüğümden beri, ruh halimi daha iyi yansıtan başka da bir şey bulamadım yer yüzünde. Yeri geldi Van Gogh'un eserlerine "hmm renqlerle acısını yanstmısh qanqaaa" diye yorumlar getirdim, yeri geldi "Selim Işık'ı anlamayan bir toplum değil miyiz en nihayetin de be üstat" falan dedim. Yeri geldi - o yer şu an olabilir- kendimden kompil tiksindim. Fakat güzel kardeşlerim, Kıymetli Evrak Hukuku sınavıma 1 saat kala, en sevdiğim hatta inceden de platonik duygular beslediğim hocanın dersini dinlemekten vazgeçip şu satırları doldurmaya başladığım şu dakikalarda kafam tam da şu fotoğraftaki gibi.
Son iki yıldır dualarımın karşılık bulmamasından şikayet ederken, aslında totalde birden fazla dua ettiğimi fark ettim. Aylardır hayat, kabul görmüş en güzel dualarımdan biriyle sürüp gidiyordu da sanki ben aniden uyandım hadiseye. Şu an kendimi anlatabildiğimden emin değilim. Ama ne kadar güzel ki kendimi anlayabildiğimden de emin değilim. İşte ben iç tutarlılığı bu derece yüksek bir insanım güzel kardeşlerim. İşin özü, yeni şeylerin nadirliğine karşılık, aynı şeylere ne kadar farklı bakılabileceğinden habersiz olmamız. Dünyanın en bayat lafını etmiş olabilirim. Ama şu cümleyi hayatımın en önemli haftalarından birinin ardından kurduğumu bilin, ve ona göre okuyun istiyorum.
Bundan birkaç hafta önce hava çok güzel ama ben çok mutsuz olduğum için dizlerim karnımda neden ağladığımı tam da anlayamadan ağlamıştım. Dün geceyse çok yoğun mutsuzlukların yaşandığı bir evde kafamı yastığa gömüp şükrederek ağladım. İkinci ağlamam, birinci ağlamamı göt etti diyebiliriz. 2-3 kişi falandık ve hepimiz mutsuzduk, ama hepimiz gülümseyerek ağlıyorduk, çünkü birlikteydik. Aidiyet o kadar güzel bir şey ki, ağlıyor olmak o kadar da çirkin bir şey olmuyor bir yerden sonra. Olayları tabii ki PMS'e, bünyemin yumurtlama alışkanlıklarına ve hatta benim son iki yıldır yaptığımı yapacak kadar manyaksanız, kahve yapamama bağlayabilirsiniz. Açıkçası artık ben de olayı nereye bağlayacağımı bilmiyorum.
Şurada sınava girmeme yaklaşık 20 dakika kalmışken açıkçası ne konuyu tekrar etmek, ne de elinizdekilerin kıymetini bilmeniz için nasihat vermek istiyorum güzel kardeşlerim. Ama uzun süre saçma sapan konulara takıldıktan sonra, çok büyük aydınlanmalar yaşadığım tatlı günlerden birindeyiz, ve bu sefer ağlatacak kadar güzel bir tane yaşadım ki, umarım hayatınızın bazı noktalarında siz de benzer şeyler yaşarsınız.
Hayat adil veya güzel olmak zorunda değil, insanları sevmek zorunda değilsiniz. Ama arada bir birilerini sevmek ve gerçekten samimi insan ilişkileri hayat kurtarabiliyor.
Şimdi siktirin gidin ve aydınlanmaya çalışın. Çünkü şu an etrafa orgyden çıkmış Matt Bellamy gibi bakıyorum ve gidip bir iki kağıt dolusu kıymetli evrak bilgisi yazmam gerekiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder